5 Ocak 2010 Salı

yazılı düşünmece

bu topraklara ayak basmaya karar verdiğim gün, satler 9'u 5 geçiyor ve de etraftan siren sesleri geliyordu. bir anda kendimi sıcacık yatağımı terkedip pencerenin önüne gelmiş, ablamın yanında ve de saygı duruşunda buldum. öyle her sene törene falan giden bir tip de değilim oysa. ama o gün, o anda; kavrayamadığım bir şekilde içimde garip şeyler oldu o bir dakika içinde. yatağıma geri döndüğümde, uyumayı aşırı seven biri olarak, ilginç bir şekilde huzurluydum. gülmeyin döverim! hatta size de tavsiye ederim, 5 yaşında bir çocuğa dönüşmeyi istiyorsanız tabii. bir kısım mini mini yürekli, irili ufaklı insanlar, blog açmaya karar verme stilimi ve seneler sonra saygı duruşu yapmamı eğlenerek öğrenecek bence ki bu da güzel. mmhmm! ne diyorduk? hmmhh evet, o sabah yatağıma girdiğimde yüzümde aptal bir gülümsemeyle kafamda binbir düşünceyle uykuya dalmış olmalıyım. o günlerde de bilgisayarım serviste olduğundan, kafamda kurup duruyorum "şunu yazarım, bunu yazarım, bunu da yazarım ki bence eheh" şeklinde. günler ne biçim de hızla geçmiş ki, sene 2010 olmuş, hatta başka bir eve bile taşınmışım, bunalımlı ergeni oynamışım, yorulmuşum, kendi çapımda yazmaya başlamışım, ama aylardır kafamda süzülen kelimeciklerden şimdi eser yok gibi. girdim baktım, hede hödö karalamışım. maymun iştahlıymışım.
bu arada aklıma gelmişken, ben bazen insanlara çok sinirleniyorum. ama bunu daha iyi bir ruh halindeyken anlatırım sana koyuncuk.
şimdi, 4 saat sonra gideceğim çok özel ve de güzel dersim nedeniyle burayı terk ediyorum ve de ders çalışıyorum. yaşasın aklın gücü! inandınız mı? inanmalısınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder